Çoğu zaman, fazladan yanan ışıkları söndürmekle tasarruf ettiğimize kendimizi inandırırız. Oysa tasarruf çok yönlü düşünülmesi gereken bir konudur.

Farklı tasarruf şekillerine bir göz atalım:

SÖZ SÖYLEMEDE TASARRUF

Eskiler boş söze ‘laf-u güzaf’ derlermiş. Yani her söylenen, ‘söz’ değerinde değildir. Çok konuşmak kişilik değerimizi ve öz saygımızı düşürür. Çok konuşuyor, olur olmaz konuşuyor, bir de boş konuşuyorsak, bu durum bizi düşündürmelidir. Bir cümleyle anlatılabilecek şeyi uzatmanın anlamı yok. Detaylar, muhatabımızın ilgisini dağıttığı gibi, bizce önemli olan noktaların fark edilmesini de engeller. Hatta diyebiliriz ki, ‘insan konuşurken bazen hiç bir şey anlatmıyor olabilir, ama susarken genelde çok şey anlatır.’

İNSAN GÜCÜ VE ÇABADA TASARRUF

Bir işin görülmesinde bir kişi yeterliyse, o işte fazladan insan isdihdamı insan israfı değil midir?  Enerjimizi yeni şeyler öğrenmeye kanalize edebilmeliyiz. İstatistikler önemlidir. Bir alanda yığılım varsa ve bize gelecek vadetmiyorsa o alanda ilerlemek ya da ısrarcı olmak gereksiz bir çabadır. Bu bir meslek olabileceği gibi, ev içinde yapılan iş bölümü bile olabilir.

DÜŞÜNCEDE TASARRUF

Bazı şeyler kafa yormaya değmez, bazıları değse de fazlası beyin yakar. Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. artık herkes kendi çapında bir bilgin. Her bilgi doğru değil, bilgiye ulaşmayı bilmek bir ilim dalı oldu. Her gün gözümüzden zihnimize yağan bilgi bombardımanına bir sınır çizebilmek, faydasız olanı atlayıp, işe yarayanı ele almak, böylece zihin sağlığımızı korumak da bir tasarruf çeşidi değil midir?

Tamamen öznel yorumlarla dillendirdiğim böylesi tasarrufların yaygınlaşması ile ömrümüz bereketlenmez mi? Ne demişler: ‘Güvenme varlığa, düşersin darlığa.’ Sağlığımızı, gençliğimizi, benliğimizi har vurup harman savurmayalım. Daha çok lazım olur.