Dedikodu mu?

Nisan 4, 2017
133 Görüntüleme
 

“Dile düşeceğine damdan düş” demişler. Dedikodu, nam-ı diğer gıybet bir kimse hakkında onun hoşlanmayacağı şekilde konuşmaktır. Başkalarının arkasından konuşmak, aklı başında ve duyarlılık sahibi herkesin yanlış bulduğu bir davranış. Nedense hep kötü konuşmak zannederiz, oysa birini hoşlanmadığı şekilde övmek, istemediği halde olur olmaz yerde bahsetmek de dedikodunun bir çeşididir. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” diyen geniş düşünceliler haklarında söylenenlere kulak asmıyor olabilirler ancak dedikodu genel olarak can yakıcıdır.

Dedikodu yapan  kime sorsanız arkadan konuşmayı sevmediğini söyleyerek başlar söze. Dedikoducular bir şey kötü ise zaten konuşurlar, güzel ve iyiyse haset ve kıskançlıktan o şeyi yine kötüleştirebilirler. Bakış açısının bozukluğu, güzel düşünememe, su-i zan etme hastalığı çok yaygın durumdadır. Esas problem de bu değil midir? İslam dininde dedikodu, günah sayılır. Buna göre birinin arkasından onun hoşlanmayacağı şekilde konuşan kişi, hakkında konuştuğu kişinin günahlarını üzerine alır. Sevmediği insanın bir de günahlarını yüklenmeyi kim ister?  Demek ki aslında bu bir karakter bozukluğu, inandığı gibi yaşama değil de, yaşadığı gibi inanma halidir. Diğer dinlerde ve etik anlayışlarda da dedikodu; aşağılık, güçsüz insanların silahı olarak görülür. Bir ahlak hastalığıdır, başkasının itibarına yapılmış hırsızlık ve saldırıdır. Hırsızlıktır, çünkü sahibi ortamda yokken yapılır…

Dedikodusuz hayat mı olur demeyelim. Arkasından söyleyeceğimizi yüzüne söyleyemeyeceksek, bırakalım içimizde kalsın. Kendi günahımız bize yeter. Dünyada iyi insanlar çoğalsın diye beklerken bir katkı da biz sağlayalım. Dedikoducular arkamızdan ille de bir şey diyeceklerse, “Ay o mu, kimsenin dedikodusunu yapmaz” desinler!



Siz ne düşünüyorsunuz?